“GÖKÇEADA… GÜNEŞİN EN SON BATTIĞI YER…”

“GÖKÇEADA… GÜNEŞİN EN SON BATTIĞI YER…”

Tarihsel Süreç

Gökçeada, geçmişi prehistorik zamanlara uzanan ve bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış bir yerleşimdir. "Çorak topraklarda bereket tanrısı" olarak adlandırılan Imbrasos'un bolluk diyarı olarak bilinen İmroz, bugünkü adıyla Gökçeada, Homeros'un İlyada destanında deniz tanrısı Poseidon'un adası olarak geçmektedir.

Adaya ilk yerleşenlerin Pelasg'lar olduğu kabul edilmektedir. Pelasg'lardan sonra kısa süreli olarak Persler'in egemenliğine giren Gökçeada MÖ.500'lerde Atina şehir devletine bağlanmıştır. Gökçeda tarih boyunca Roma, Latin, Venedik ile Cenevizliler ve son olarak Osmanlı hakimiyetine girmiştir. 1455 yılında Osmanlı topraklarına katılan Ada, 1912 yılında Yunanistan, 1915 yılında da İngilizler tarafından işgal edilmiştir. Lozan Antlaşması gereğince 22 Eylül 1923 günü Bozcaada ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti'ne geri verilmiştir.

Gökçeada'dan bahsedince ister istemez sürgünlük geliyor akla. Bir taraftan yüzyıllardır Gökçeada'yı anavatanı olarak gören Rumların 1960'lardan itibaren siyasi sebeplerle yerlerini terk etmek zorunda kalmaları, diğer taraftan köyleri devlet tarafından istimlak edildiği için 1950'lerden itibaren Türkiye'nin çeşitli yerlerinden burada kurulan köylere yerleştirilen Anadolu insanının adapte olma süreçleri. Biraz utanç biraz da üzüntüyle andığımız 1960'lı yıllar Ada'da büyük bir değişime sebep olmuştur. Önce Rum okullarının kapatılması, ardından verimli toprakların devlet tarafından çok ucuza istimlak edilmesi ve son olarak adanın güneyinde en ağır suçlardan (tecavüz, cinayet, hırsızlık vb.) hüküm giymiş tutuklular için açık cezaevi kurulması, bu hükümlülerin Adalıların hayatını cehenneme çevirmesi ve ardından gelen mecburi göçler. Rumlar bir anlamda sosyal, ekonomik kültürel yönden çaresiz bırakılmışlardır…

Antik dönemden beri İmroz olarak adlandırılan Ada'nın adı 29 Temmuz 1979 günü çıkarılan bir kararnameyle Gökçeada olarak değiştirilmiştir.

 

Mimari Doku - Yerleşme

Rum köyleri Gökçeada'nın mimari açıdan en dikkat çeken değerleridir. Köyler, zamanında korsan saldırılarından korunmak ve kıyılardaki verimli tarım topraklarını korumak için yüksek tepelere ve denizden uzak bölgelere kurulmuştur. Rum evleri genellikle adadan çıkarılan doğal taşlardan, topraktan harç olarak yığma tekniğiyle 2 katlı olarak inşa edilmiştir. Taş evler, arnavut kaldırımlı sokaklar, kiliseler, çamaşırhaneler, kahve ve çeşitli dükkanların toplandığı meydanlar köylerin mimari dokusunu oluşturmaktadır. Geçmişte daha çok tarım ve hayvancılıkla geçen Gökçeada'lıların yaşamları, yılın büyük kısmını geçirdikleri tarlalardaki bağ evlerinde geçmiştir. Dam denilen bir-iki katlı yapılar Gökçeada'lıların hayatlarında büyük yer kaplamaktadır. Tarım ve hayvancılık alanlarındaki barınma amaçlı yapılar Gökçeada'nın geleneksel dokusunda bulunmaktadır. Bağ evleri bugün Ada'nın hemen her yerinde ve birçoğu harabe veya temel durumunda bulunmakta ve Ada’nın mekansal kimliğini oluşturmaktadır.

Gökçeada'nın Köyleri

1960 yılı nüfus sayımında Ada nüfusunun %95'i Rum iken bu oran 1970 yılında ani bir düşüşle %39'a iniyor. 2005 yılında yaklaşık 10.000 kişinin yaşadığı Ada'daki Rum nüfusu yalnızca 167 kişi ve bunların yaş ortalaması 70'in üzerinde. Bu hızlı değişim nedeniyle adadaki Rum yerleşimleri ıssızlaşırken, yeni Türk mahalleleri ve köyler kuruluyor. Bir zamanlar Türkiye'nin en büyük ve en kalabalık köyü olan Dereköy (Shinudi) terkedilmiş bir yerleşmeye dönüşüyor.

Bugün Gökçeada'da 7 adet Rum köyü vardır. Kaleköy (Kastro), Zeytinliköy (Aya Theodori), Tepeköy (Agridia), Dereköy (Shinudi), Bademli (Gliki), Yeni Mahalle (Evlambio) ve Merkez (Panayia). Bu köylerin yanısıra devlet eliyle kurulmuş 5 adet Türk köyü -Eşelek, Uğurlu, Şahinkaya, Yenibademli, Şirinköy- bulunuyor.

Eylül 2013’te Zeytinliköy İlkokulu 49 sene sonra yeniden açılıp 4 öğrenciyle eğitim hayatına başladı. Fakat 2014 yılında Ada’da ortaokul ve lise olmadığından 2 öğrenci Ada’dan ayrılmak zorunda kaldı. 2015-2016 okul döneminde devlet ortaokul ve lisenin açılması iznini verince Yunanistan’dan 7 aile toplam 14 çocuğuyla Ada’ya geri döndü. Bugün Ada’nın yaz-kış yerleşik Rum nüfusu 550 kişi, okullarda olan öğrenci sayısı ise 47’dir.

 

Gökçeada 15 Ağustos Panayırı

Her sene 15 Ağustos Meryem Ana’nın ölüm yıldönümünde, Gökçeada’nın Tepeköy köyünde adaklar adanır ve kurbanlar kesilir. Bu işlem 14 Ağustos akşamı kilisenin ayininde kurbanlar okunduktan sonra başlar, sonrasında gönüllüler sabaha kadar büyük kazanlarda etleri kaynatırlar, etin suyunda arpa pişirirler (kurkuta) ve 15 Ağustos’ta sabah ayininden sonra herkese dağıtılır. Ayrıca o gün herkes çeşitli ikramlarla mezarlıklara gider ve her yakınının mezarı başında bu ikramları dağıtır.

Akşam köy meydanında masalar kurulur ve diğer köylerden gelenlerle, turistlerle herkesin birarada olduğu ve yöresel dansların yapıldığı panayır sabaha kadar sürer.

 

 

Gökçeada plajları

Gökçeada’nın en güzel sahillerinden biri Kefalos (Aydıncık) sahili. Tamamen kum olan denizi, alabildiğine uzun sahil şeridi, önünüzden geçen sörfçüleri izlerken yeşil ve maviyi bir arada görmenin zevki inanılmaz! Yaz döneminde çeşitli tesislerin olduğu bu sahil, yerli - yabancı turistlerle dolup taşıyor. Ayrıca Ada’nın en uzak köyü olan Uğurlu köyünden gidilen “Gizli Liman Koyu” da görülmeye değer sahillerinden. Arkada çam ağaçları, önünüzde mavinin bütün tonlarını taşıyan çakıllı denizi ile bambaşka bir yerde hissediyorsunuz kendinizi.

 

Gökçeada Hayranı

19.07.2019