Bir Fransız Fidesinin Sürgün Hikayesine Yolculuk

Bir misafirliğe gitsem; bana temiz bir yatak yapsalar, her şeyi, adımı bile unutup, uyusam. Kalktığımda; yatağım hâlâ lavanta koksa, kekikli zeytinli bir kahvaltı hazırlasalar, nerde olduğumu hatırlamasam, hatta adımı bile unutsam..."                      Melih Cevdet Anday

 

 

Şehrin bunalımı, bitmeyen işlerin yoğunluğu, bazı zaman olumlu şeylerin tatlı yorgunluğu, bazı zaman onarılmaya ihtiyaç duyan kırgınlıklarınızla ne yapacağınızı bilemiyorsunuz ve öylece duruyorsunuz diyelim. Sonra birdenbire bir cennete düşüyorsunuz....  Kırmızıyla mavi mükemmel bir uyumda, morda buluşmuş, mor bir berekete dönüşmüş ve bu bereket lavanta olarak bütün etrafınızı sarmış..Az sonra eşsiz bir koku etrafınızı sarıyor...O Kokuda ve görüntüde siz de artık kendinizi biraz kaybetmeye, kaybettiğiniz bu yerden yenilenmiş çıkmaya hazırsınız. Yenilenmeye ve yeniden şifalanmaya... Ara ara herkes bir nefes almak ve daha güçlü devam etmek ister. Bu seyahattedir belki de hayatınızın ritmini değiştirecek o his...                                                                        

 Hayatın coşkusunu etrafımızdaki görüntüler belirliyor; bir lavanta tarlasında yeniden doğmuş gibi olmayı kim istemez? Mor bir coşkuda buluşup bir nefes alma anı yaratmayı sahiden kim istemez?

1970'li yıllarda Fransa'dan gelen fideler bugün ülkemizde bir lavanta turizmi doğurdu. Sakın uzaklarda aramayın, burnumuzun dibinde Kuyucak adeta bir "lavanta köy". "Lavanta dünyası"na giriş vizesiz :)        Son yıllarda dört bir taraftan herkes bu güzelliği keşfetmeye geliyor. Lavanta, bahar yağmurlarıyla beslenen ve yılın belli bir döneminde mor bir cennet vaadeden bir bitki. Bu sınırlı zamanda, mor bir cennette, bütün zorunluluklara bir suni teneffüs yapmak istiyorsanız, işte siz tam da bu seyahate davetlisiniz.

https://blueraintravel.com/tr/tur/72-lavantali-kokulu-koye-bir-baska-yolculuk

                                                                 

18.07.2019