Gezgin Cemre ve İtalya

Bu yazımda size ilk yurtdışı gezi deneyimimi, yaşadıklarımı ve hissettiklerimi anlatmak istiyorum. Uzun bir süredir yurtdışına gidip farklı kültürleri görmek istiyordum ama bir türlü başaramamıştım. Sonunda annemle bir tur alıp ilk gezimizi İtalya’ya yapmaya karar verdik.  Bu deneyimin bende hem olumlu hem de olumsuz sonuçları oldu.

 

 

İlk gördüğümüz şehir Bolonya’ydı. Adımımı attığım anda sanki başka bir dünyada hissettim kendimi. Her yer çok düzenliydi, hiçbir korna sesi yoktu. Yerler tertemizdi kimse çöplerini etrafa atmıyordu. İnsana saygı vardı. Belki de bunun asıl nedeni kendilerine saygıları olmasıydı. Bir haftalık tatilim boyunca bir çok şehir gezdim. Hepsinde de şunu gördüm: İnsan hayatına, dengeye önem veriyorlardı. Ülkemizde patronlarımız,  müdürlerimiz bizi deli gibi çalıştırıyorlar. İtalya’da insanlar öğlen dükkanlarını kapatıp siestaya gidiyor. Hatta duyduğum bir olay ağzımı açık bıraktı. Bir fabrika sahibi işini bilerek büyütmediğini çünkü eğer işini büyütürse eve geç gideceğini, hafta sonu da çalışacağını ve sonuç olarak ailesi ve kendine az zaman kalacağı için işyerini aynı büyüklükte tuttuğunu söylemiş.

 

Diğer gıpta ettiğim özelliklerinden biri de milliyetçi olmalarıydı. Amerikan ürünlerinin ülkeye zarar vereceğini çok önceden anlamışlar. Bizim ölüp bittiğimiz Amerikan fast food restoran zincirleri ve kahve dükkanları özellikle kuytu köşelere atılmış. İtalyanlar bir ülkenin yiyeceğini ele geçirirlerse bağımsızlıklarının da gideceğini düşünüp tarıma daha da önem vermiş. Çoğu çiftçi lisans eğitimi alıp ürünlerini bilimsel yollarda üretiyormuş. İtalyan ekonomisinin kötü olduğunu duyarak gitmiştim ama baktım ki hiç de öyle değil. Vasıfsız tüm işlerde başka milletten insanlar çalışıyordu. Bir turist olarak yolda etrafımıza hayran hayran bakarken arkamızdan gelen hiçbir arabadan korna sesi duymadım. Sonuç olarak o arabadaki insanlara da hayran kaldım. Türkiye’de olsaydım yemediğim azar kalmazdı ama İtalyanlar hiçbir şey yapmadan bizi bekliyordu yoldan çekilmemiz için.

Onlarda hayran kaldığım başka bir şey de geçmişlerine verdikleri önem. Roma’da gezerken ağzım açık kaldı. Her yerde tarihi yapılar ve kalıntılar vardı. O eski yapılara göre yeni şehri şekillendirmişlerdi. Ayrıca sanata da çok önem veriyorlar. Her yerde muhteşem heykeller var.

Bu yeni imrendiğim yaşam şeklini gördükten sonra ülkeme döndüğümde cidden çok üzüldüm hatta hafif bir depresyon atlattığımı bile söyleyebilirim. Bu gezinin bendeki olumsuz iki yanı vardı biri buydu diğeri de ülkemizin ekonomisi çok kötü olduğu için paramı çok dikkatli harcamam oldu. Bir dilim pizza yaklaşık olarak €4.5 bu da o zamanki kura göre yaklaşık ₺28 yapıyor.  Normalde ülkemde  bu paraya bütün bir pizza alırken düşünüyordum. Ordaysa en ucuz yiyecekler bu fiyattaydı ve atıştırmalık boyutundaydı. Düzgün bir öğün yemek isterseniz bu €30-40 tutuyordu yani tek kişi 250 liraya doyuyordunuz. €1=1TL olarak düşünüldüğünde her şey normal fiyatlarda ama ülkemizin durumundan dolayı her kuruşumu çok dikkatli harcamak zorunda kaldım. İstanbul havalimanında su alçağımda bana yarım litre suyun 5 lira olduğunu söylediler. Normalde hayatta almayacağım bir fiyattaki bu ürünü bir haftadır 6-15 lira arasında aldığım için bana çok uygun geldi. İtalya’yla ilgi ekleyeceğim son tatlı olay da şu: oradaki çoğu garson ve esnaf Türkçe biliyordu çat pat da olsa. Onlarla kendi dilimde konuşmak çok eğlenceliydi.

Başka gezi yazılarında görüşmek üzere. Esenlikle kalın.smiley

 

Gezgin Cemre.

07.04.2019