Hepimizin Mirası Pergamon

 

Bir askere emanet edilen hazinenin, ona miras kalması ile kurulan krallık, son kralının vasiyeti üzerine Roma Cumhuriyeti’ne miras bırakılmış; ardından insanlık tarihinin mirası olmuş ve Unesco Dünya Mirası listesinde de yerini almıştır.

Bütçesinin büyük bir bölümünü sanata ve bilime ayıran böyle bir krallığın ardında bıraktıkları ve günümüze olan etkisi hiç şüphesiz görülmeye değerdir.

Hellenistik Dönem heykeltıraşlığının rakipsiz zirvesi olan Pergamon, verdiği eserler ile gerek Orta Çağ, gerekse günümüz heykeltıraşlarına ilham kaynağı olmuştur. Bu eserlerin bir bölümü bugün Bergama Müzesi’nde sergilenmektedir.

Antik Dünya’da sağlık merkezi olarak anılan Pergamon, bu konuya da çok önem vermiş; inşa ettiği yapılar ve yetiştirdiği hekimler ile döneminin sağlık başkenti olmuştur. Öyle ki; bu hekimler Roma İmparatorlarına hizmet edecek kadar ünlenmiştir.

Modern tıbbın sembolü olarak bilinen ‘su kabına dolanan yılan’ sahnesinin çıkış noktası da Asklepion tedavi merkezinde gerçekleştiği söylenegelen bir olaya dayanmaktadır.

Bilimi ön planda tutan bir krallık olarak bilinen Pergamon, tarihin en eski kütüphanelerinden birinin kalıntılarına ev sahipliği etmektedir. Adını, krallıktan alan “parşömen” burada icat edilmiştir ve bu icatla oluşturulan basım tekniği modern kitabın atasını oluşturmuştur.

Sarp bir zirveye kurulu olan ve beyaz mermerle kaplanmış gibi görünen kent, yine bu alanda dünyanın en dik tiyatrosunu barındırmaktadır. Tiyatroya bugün bir izleyici olarak oturulduğunda, Bergama Ovası ayaklar altında hissedilmektedir. Ve daha görülmeye değer nice yapı ziyaretçilere kucak açmaktadır.

Bütün bu özellikleriyle kent, adeta Hellenistik Dönem’in bir özeti niteliği taşımaktadır ve gezildiği takdirde o dönemde bir gün geçirmiş hissi yaratmaktadır.

Siz de bizimle antik bir gün geçirmek istemez misiniz? 

Arkeolog Güneş Köksal 

19.08.2019